içinde

Yenilenebilir enerji paneli gerçekleştirildi

 

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde ‘Yenilenebilir Enerji’ paneli gerçekleştirildi

DPÜ Yenilenebilir Enerji konulu panele ev sahipliği yaptı. Güzel Sanatlar Fakültesindeki Ahmet Yakupoğlu Amfisi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü Rektör Prof. Dr. Kâzım Uysal’ın üstlendiği Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Göçmez, Alternatif Enerji Kaynakları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DPÜ AEKAM) Müdürü Prof. Dr. Mustafa Arif Özgür, Çevre Yüksek Mühendisi E. Olcay Işın ve Çevreci Enerji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Şallı’nın konuşmacıları olduğu panele Kütahya Vali Vekili Halil İbrahim Ertekin, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muammer Gavas, akademik ve idari personeller ile öğrenciler katıldı.

‘ENERİYE İHTİYAÇ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR’

Rektör Prof. Dr. Kâzım Uysal, “Aslında ayakta kalmamızın, milletimizin bekasının temel faktörü enerjidir. Çünkü şunu biliyoruz: Ekonomi, enerjiye bağlı. Ekoloji de buna bağlı. Çevrenin temiz kalması da enerji kaynaklarının kullanımı da enerjiye bağlı. Bizler karbon ayak izimizin ve fosil yakıtların kullanımının azaltılması için bunları anlatıyoruz. İnsanlık tarihi boyunca bilim insanları güneş enerjisini tutma konusunda aşama kaydettiler. Fakat gidecek daha yolumuz var. İnsanlık yaşadığı sürece gelişim de devam edecek. Şunu sormak istiyorum: Bir yaprağın fotosentez yaparken kullandığı enerji depolama işine acaba biz insanlık olarak bir gün ulaşabilecek miyiz? Henüz ulaşamadık, uzun yıllar da ulaşamayacak gibi görünüyoruz. Burada şu soru da akla geliyor: Bütün insanlık çalıştı. Bilgi birikimiyle ortaya bir teknoloji koydu. Hatta bu teknolojiyi geliştirirken doğayı örnek alarak yapıyoruz ve kullanıyoruz. Böyle bir durumda materyalist felsefe, yaratıcıyı inkâr eden düşünce ne kadar anlamsız ve mantıksızdır. Çünkü ben çalışıyorum insanlık çalışıyor ve teknoloji ortaya koyuyoruz. Ve bu teknolojinin arkasında birileri var, bilgi var, insan var. Hâlbuki bir bitkinin yaprağında ulaşmayı hayal ettiğimiz bir teknoloji var. Bunu tesadüflerle olmuş olduğunu kabul etmek akıl ve mantık dışıdır. Bu durumda Allah’ın varlığını inkâr etmek, insanın ya da vicdanın işi değildir.

Ekoloji ve ekonominin dengeli götürülmesi lazım. Dengeli götürülmediği sürece çok büyük sorunlarla karşılaşırız. Ekoloji çok önemli. Bazı insanların niyeti çevre değildir ama çevreci gibi davranır. Böyle insanlarla çevreci insanları ayırt etmemiz lazım. Çevre konusu siyasi bir malzeme yapılmaması gereken niyeti kötü insanların eline düşmemesi gereken çok önemli bir konudur” dedi.

Uysal’ın davetiyle panelin ilk konuşmasını Dünya ve Türkiye’de Yenilenebilir Enerji başlıklı sunumuyla Prof. Dr. Hasan Göçmez gerçekleştirdi.

‘SON 30 YILDA ENERJİ KULLANIMI İKİ KAT ARTTI’

Sunumunun başında Küresel Enerji Tüketimi, Kişi Başında Düşen Yıllık Enerji Tüketimi, Ülkelerin Yıllık Enerji Taleplerindeki Değişim, Kişi Başında Düşen Yıllık Enerji Tüketimi ve Gelişme İndeksi ve Ülkelerin Üretim Kaynaklarına Göre Enerji Tüketimi başlıkları altında Türkiye’den ve dünyadan istatistikleri paylaşan Prof. Dr. Göçmez, yenilenebilir enerjiyi ‘güneş ışığı, rüzgar, su, gelgitler, dalgalar ve jeotermal ısı gibi karbon nötr doğal kaynaklardan elde edilebilen ve insan zaman ölçeğinde doğal olarak yenilenen kaynaklardan elde edilebilen enerji’ olarak tanımladı.

Sunumuna yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimdeki payı ile su, rüzgâr, güneş, jeotermal, biyoyakıt kaynaklı enerji üretimi konularında bilgiler ve istatistikler vererek devam eden Göçmez, sunumunu “Türkiye’de son 30 yılda kişi başı enerji kullanımı iki kat, elektrik üretimi ise 6,5 kat arttı. Türkiye enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yatırımlara devam etmekle birlikte mevcut ihtiyacın yüzde 81 fosil yakıtlardan karşılanıyor. Enerji üretiminde petrol yüzde 29, kömür ve gaz yüzde 27 paya sahip. Son 30 yılda yenilenebilir enerji kaynaklı üretimin payı yüzde 11’den yüzde 18’e çıktı” ifadeleriyle tamamladı.

Prof. Dr. Göçmez’in ardından ‘Türkiye’de Güneş Enerjisi Kullanımı ve Geleceği’ başlıklı sunumuna başlayan Prof. Dr. Mustafa Arif Özgür, ilk olarak Türkiye ve dünyada genel enerji durumunu ortaya koyup Avrupa ve Türkiye’nin güneş enerji potansiyeli atlasını katılımcılarla paylaştıktan sonra şunları söyledi:

“2018 itibariyle konut binaları toplam 2,4 milyar metrekare kullanım alanına sahiptir. Bunun 1,9 milyar m2’lik kısmı çok haneli konutlara, 0,5 milyar m2’lik kısmı tek haneli konutlara aittir. Konut dışı binalar 0,5 milyar m2 alana sahiptir. Türkiye’de her yıl çatı üstü FV sistemleri taşıyabilir yapıda olan yaklaşık 100 bin yeni bina yapı stokuna eklenmektedir. Ayrıca Türkiye’de her yıl 300 bin konut binasının yıkılıp yeniden yapılması gündemdedir ve bu sayının üçte biri İstanbul’dadır. Yıllık 100 bin yeni bina, geçtiğimiz 10 yılda yapılmış 1 milyon yeni bina anlamına gelmektedir ve bugünkü toplam stokun yüzde 10’undan fazlasını oluşturmaktadır.”

Sunumunun devamında Güneş Enerji Santrallerinden (GES) ayrıntılı biçimde söz eden Prof. Dr. Özgür, Manuel Fotovolatik Sistem Üretim Hesabı konusunda verdiği bilgilerin ardından teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

Panele ‘İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji’ başlıklı sunumuyla katılan E. Olcay Işın, konuşmasında Küresel Sera Gazı Emisyonlarının Sektörel Dağılımı, Tarımsal Faaliyetlerin Sera Gazı Emisyonları, Yenilenebilir Enerjinin Türkiye’deki Durumu, Rüzgâr – Güneş – Biyokütle Potansiyel Kurulu Güç İlişkisi, Biyokütle Potansiyeli ve Mevcut Durum, İklim Değişikliği Enerji ve Çevre Politikaları başlıklarında verdiği istatistikler ve yaptığı açıklamalarla katılımcıları bilgilendirdi.

Işın, konuşmasının son bölümünde İklim Değişikliği – Enerji – Çevre Politikaları ekseninde güçlü ve zayıf olunan konularla fırsat ve tehditleri sıraladı. Panelde son sözü alan Tolga Şallı, ‘Yenilenebilir Enerji Yatırımlarında Riskler’ başlıklı sunumunda yenilenebilir enerji yatırımlarının neden arttığına değinerek bu yatırımların arkasındaki idari süreçler ve mevzuat hükümleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Yenilenebilir enerjinin risk etmenlerinden de bahseden Şallı, çözüm önerilerini projeler için hazırlanmış içinde ÇED raporu, araştırma raporları, projenin bölge ekonomisine, çevreye, insan sağlığına katkıları gibi bilgileri içeren internet siteleri hazırlamak, proje başlamadan Sosyal Etki Değerlendirme raporunun hazırlanması, bölgeye katkı sağlayacak projelerin hazırlanması ve uygulanması, çalışanların bölgeden seçilmesi, köyün ihtiyaçlarını karşılayacak çözümlerin üretilmesi ve yerel yönetim ziyaretleri olarak sıraladı.